Kâtip Çelebi “Keyf erbabının keyiflerini artırır, cana can katar” diye nitelediği kahvenin mekânı, telvesi, fincanı, kutusu, coğrafyası, müziği, kısacası gündelik hayatımızdaki yeri bu kitapta…
Bir rivayete göre kahve ilk defa 8. yüzyılın ortalarında Kaffa’da yaşayan Khaldi adındaki bir çoban tarafından, bir ağacın“kızıl“ meyvelerinin kaynatılması suretiyle, bir başka rivayete göreyse 14. yüzyılın sonlarına doğru Habeşistan’da Şeyh Şâzili tarafından içilmiştir. Dönemin Osmanlı coğrafyasında önce Kahire, Şam, Halep’e ve nihayet 1543 yılında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, İstanbul’a getirilen kahve, o tarihten itibaren Türk halkının olmazsa olmazlarından biri olmuştur.

Kültür tarihi üstüne yaptığı çalışmalarla tanıdığımız Prof. Emine Gürsoy Naskali’nin hazırladığı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Kahve: Kırk Yıllık Hatırın Kitabı, 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşadığımız coğrafyada içilmeye başlayan ve bugün olmazsa olmazımız haline gelen kahveyi pek çok yönden ele alan önemli bir çalışma.

Kahvenin mekânı olan kahvehaneler, kahvenin coğrafi yayılımı, halkın bilincinde yer ettiği folklorik yer, Osmanlı saray çevresinde kullanılan fincan formları, Bach’ın kahve için yazdığı kantat, Osmanlı nüfus kayıtlarında kahveci kayıtları, telvenin etimolojisi gibi konularda; tarihçi, sanat tarihçisi, müzikolog, halkbilimci vb. araştırmacıların yazılarının yer aldığı Kahve: Kırk Yıllık Hatırın Kitabı, gerek işlediği konular gerek zengin görsel kullanımıyla diğer kahve kitaplarından ayrılıyor.

Kahve
Kırk Yıllık Hatırın Kitabı

Hazırlayan: Emine Gürsoy Naskali
225 Sayfa, 85 TL
Yapı Kredi Yayınları