Cipriani İstanbul

11
3414

Venedik mutfağının dünyadaki en ünlü temsilcisi Cipriani, İstanbul’da da açıldı. Zuma, Obika, Nomads derken dünyaya geleneksel Venedik mutfağını tanıtan Cipriani de sonunda şehirdeki yerini aldı. Cipriani İstanbul, 7 yıldızlı Edition Hotel‘in giriş katında yer alıyor.

Cipriani dünyaca ünlü bir marka. Abu Dabi’den New York ve Londra’ya pek çok yerde şubeleri var. Bu yıl New York ve Londra’da yeni şubeler de açacaklar. Üstelik tam bir ‘aile işletmesi.’ Barda 42 yıldır Cipriani’lerde barmenlik yapan Claudio Ponzio bellini yaparken, 17 yaşında doorman (kapıyı açıpkapayan kişi) olarak işe başlayan müdürlerden biri de garsonları eğitiyor. Cipriani her gün saat 12.00-01.00 arası açık olacak.

Değişmeyen klasik mönüde, prosciuttolu taglioni, bir tür fasulyeli makarna çorbayı andıran pasta e fagioli ve elbette carpaccio gibi lezzetler ön plana çıkıyor. Cipriani’ye gelip de carpaccio yememek olmaz. Çünkü carpaccio’yu gastronomi dünyasına Cipriani’nin kazandırdığı biliniyor. Bir rivayete göre 1950 yılında kontes Amalia Nani Mocenigo’nun doktoru sadece çiğ et yemesine izin veriyor. O dönemde Cipriani’nin ilk şubesinin ismi Henry’s Bar. Ve kontes de buranın müdavimi. Mekânın şefi de kontese özel bir kesim yöntemi geliştirerek etleri incecik doğrayarak servis ediyor. Üzerine de tatlandırmak için hardal sosu gezdiriyor. Cipriani’nin kurucusu Giuseppe Cipriani de Venedikli ressam Vittorio Carpaccio’dan esinlenerek yemeğin adını carpaccio koyuyor. Cipriani’de carpaccio, roka yatağı üzerinde ve parmesanla servis edilmiyor. İncecik dilimlenmiş etler üzerinde ev yapımı bir tür mayonez sosla servis ediliyor. Yeşilliklerse küçük bir tabak içinde ayrıca servis ediliyor.

Cipriani sadece carpaccio’nun değil, şeftali püresinin şampanya ile karıştırılarak servis edildiği bellini kokteylinin de yaratıcısı. 1934-1948 arasında Henry’s Bar’da Cipriani tarafından bulunan kokteylin adı pembe renginden dolayı bellini olmuş. Cipriani, 15. yüzyıl ressamlarından Giovanni Bellini’nin tablolarında kullandığı pembe renkten esinlenerek bu ismi koymuş. Bellini içkisi de Cipriani restoranlarının adeta ‘milli içkisi’ olmuş. Buraya gelen müşteriler önce barda birer kadeh bellini alıyor, ardından yemeğe geçiyor. İsterseniz sürahide bellini siparişi de verebiliyorsunuz.

Mekânın en ilginç kokteyllerinden biri ‘bull shut’. İçinde et suyu, votka, acı sos, karabiber, tuz ve wochestershire sosu var. Nasıl mı? Tadı çok acı, önce sizi zorluyor sonra hoşunuza gidiyor. Ama alışmak biraz zaman alıyor. Zaten daha çok erkekler tarafından tercih ediliyor. Hemingway’in favori içkisi martini de kokteyl mönüsündeki yerini almış. Hemingway martininin de özelliği, içinde yoğun oranda cin kullanılması.

Yorumlar

yorum

11 YORUMLAR

CEVAP VER