Öyle bir içkidir ki rakı; kimle ve neyle içtiğiniz kadar nerede içtiğinizin de önemi büyüktür. Evde içiyorsanız, kuralları siz belirlersiniz. Mezenizi, yemeğinizi siz ayarlarsınız, sorun yoktur. Eh misafiriniz varsa onu da siz çağırdığınız için masada sorun olmaz. Rakı erbabı, rakıyı dışarıda içtiği zaman evinin sıcaklığında bir ortam, öyle bir muhabbet arar. Çünkü her yerde içilmez rakı. Mezesi leziz, mekanı temiz, muhabbeti eşsiz, eh manzarası da az biraz deniz olmalıdır. Mekanın sahibi ‘barba’, rakı adabından anlamalı, müşterisinin gözünden ne istediğini çakmalıdır. Rakı erbabı, masasında kıvamında bir muhabbete dalmışken araya dalan, masanın başında ayakta bekleyen garsondan hoşlanmaz. İşte tüm bunlar rakıseverlerin bir mekanı ya ‘bir seferlik’ ya da ‘vazgeçilmez’ olarak değerlendirmesinin ölçütleridir.

SADECE ZEYTİNYAĞI
Benim için rakı içiminden masasına kadar her geleneğine sıkı sıkıya bağlı kaldığım, değerli ve önemli bir içkidir. Kendimi bir rakı erbabı olarak görürüm, dostlarım da öyle bilir. Rakı içmek için gittiğim yerler de bellidir. Değiştirmekten, sürprizlerle karşılaşmaktan hoşlanmam. İstanbul Arnavutköy’de eski adı ‘Alibaba Balık’, yeni adı Riba Balık olan restorana tavsiye üzerine gittiğimde neyle karşılaşacağımı açıkçası bilmiyordum. Boğaz manzarası, dar sokakları ve ahşap evleriyle zaten insanı rakıya çağıran bir semt olan Arnavutköy’de, tarihi bir ahşap köşkü mesken edinen Riba Balık sade dekorasyonu ile “Burada iyi meze ve yemek satıyoruz, gözleri boyamıyoruz” mesajı veriyordu. Ve mezeler…

Rakı içilen bir restoranın ‘iyi’ olup olmadığını gösteren en önemli unsurdur mezeler. Riba Balık’ın sahibi ‘barba’ Angel Cücülayef’in masamıza koyduğu her mezeyi sildik süpürdük adeta… Mesela kömür ateşinde pişmiş patlıcandan yapılan salata. Bir kere zaten Riba Balık’ta her şey kömür ateşinde pişiyor. Lezzetinin doyumsuzluğu da buradan geliyor. Yumuşacık ahtapot salatası, mevsimine göre Ege’nin hangi yöresinde iyiyse oradan getirtilen deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması, midye dolma, marine levrek… Hepsi Ayvalık’tan özel olarak getirtilen zeytinyağı ile hazırlanıyor. Zaten Riba Balık’ta zeytinyağından başka yağ kullanılmıyor.

MAKEDON ASILLI ‘BARBA’
Peki kim bu Angel Cücülayef? Aslen Makedonyalı. Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olunca yıllarca gıda sanayinde çalışmış. Türkiye’ye meyve aromalı içecek tozlarını ilk o getirmiş. Lezzetli yemeğe çok meraklı. Riba Balık’ı alınca “Ben müşteri olarak burada ne olmasını isterdim?” diye sormuş kendine ve her şeyi de ona göre yapmış. Bir ‘barba’da olması gereken her şey var Angel Bey’de. Bir kere müşterisini “İlle meze ye” diye zorlamıyor, hatta “İsterseniz balığa da yer kalsın” diye uyarıyor. En küçük bir aksaklıkta mutlaka devreye giriyor, gerekirse servisi kendisi yapıyor. Mutafağa da girdiğinden hiç kuşkum yok. Riba Balık’ın ara sıcakları da enfes…

Mesela bir balık kokoreç var tatmamak büyük kayıp. Taze kalamardan yapılan tava ya da ızgara, karides güveç ve balık köftesi de yenmeden geçilmeyecek lezzetler. Ben Riba Balık’a ilk gittiğimde öyle çok meze ve ara sıcak yemiştim ki balığa yer kalmamıştı. Ama ikinci gidişimde tuttum kendimi, balık için yer bıraktım midemde. İyi ki de yapmışım.

Mevsimlerden palamut mevsimi, tatmadan olmaz. Ben de ‘takoz’ severim palamutu. Ama yağı çekmeyecek, yağ içinde yüzmeyecek. Tam istediğim gibi pişirilmişti ‘takoz’lar. Hele bir ‘fener balığı şiş’ var ki ağızlara layık. Zaten ‘fener balığı şiş’ Riba Balık’ın spesyalitesi. Başka bir restoranda bulmanız pek mümkün değil. Balığın yanında özel bir sos getiriliyor. Angel Bey ve ekibinin geliştirdiği sosun adı yeşil sos. Maydanoz, zeytinyağı, limon ve sarımsaktan yapılıyor ve her balığa yakışıyor. Mevsimine göre ızgara ya da tava her balığı bulmanız mümkün.

FİYATLARI EHVEN
Gelelim fiyata… Riba Balık, Arnavutköy’deki benzerlerine göre çok daha kaliteli ve ucuz. İstanbul’da hele de Boğaz kıyısında balık yemek pahalıdır. Ama Riba Balık ehven fiyata kaliteli yiyecek vererek diğerlerinden ayrılıyor. Tüm bu lezzetleri evde yemek de mümkün çünkü evlere servisleri de var. “Park yeri yoktur” diye dert etmeyin, vale servisleri de var. Angel Bey’e benden selam söylerseniz yüzde 10 indiriminiz de hazır. Haydi öyleyse kadehler de çarpsın, kalpler de…

Mehmet Coşkundeniz

Kaynak: Posta Gazetesi

Leave a Reply