Tarihi Bir Lezzet: Yoğurtlu Salma

Tarihi İstanbul Sarayı’na uzanan nefis bir lezzetin peşindeyiz. İkinci Mehmet’e 1469 yılında sunulan ve “Yoğurtlu Salma” olarak anılan bu özel yemeğin hikayesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun mutfak kültürüne büyüleyici bir pencere açıyor. Ayrıca, 1539 yılındaki bayram yemeği sırasında ortaya çıkan ilginç bir tatlı detayı da gözden kaçırmamak gerekiyor.

Yoğurtlu Salma’nın Tarihi Kökeni: Yoğurtlu Salma, II. Mehmet’e 16 Haziran 1469’da sunulan bir yemektir. İşte bu tarih, bu nefis yemeğin ilk kaydedilen tarihi anıdır. Saray mutfağının ustaları tarafından özenle hazırlanan bu yemek, sarayın önemli günlerinde ikram edilen geleneksel bir lezzettir.

İlginç Bir Şeker Oranı: Özellikle 1539 yılındaki bayram yemeğinde dikkat çeken bir detay, un miktarına oranla eklenen bal miktarıdır. Her 1 kg un için tam 750 gr bal eklenmiştir. Bu oran, saray mutfağında özel günlerde şekerin dozunun artırıldığını gösteriyor. Tatlıların ve yemeklerin arasındaki dengeyi bulmak, Osmanlı mutfağının inceliklerinden biriydi.

Yoğurtlu Salma Tarifi: Malzemeler:

  • 1 lt. et suyu
  • 50 gr. file badem
  • 150 gr. un
  • 10 ml. sirke
  • 10 ml. bal
  • Nane
  • Safran
  • Tuz

Hazırlanışı:

  1. Etleri küçük kuşbaşı kesin ve bir tencereye yağı ekleyip etleri kavurun.
  2. Sıcak et suyunu ekleyin ve etlerin pişmesini bekleyin.
  3. Ayrı bir yerde sarmısakları ezin ve tuz, sirke, bal ve nane ile karıştırın.
  4. Bamyaları ılık suya koyun ve kurulayın. Pişen etlere bamyaları ekleyin.
  5. Safranı biraz et suyu ile inceltip bademlerle birlikte tencereye ekleyin.
  6. Unu tuzlu sıcak su ile hamur haline getirin, üzerini nemli bir bezle örtün ve 20 dakika dinlendirin.
  7. Hamuru oklava ile açın ve uzun şeritler halinde kesin. Fındık büyüklüğünde parçalar kesip tencereye atın.
  8. Sirkeli bal karışımını ilave edin ve tencereyi ateşten alın.
  9. Kuru nane serpip servis yapın.

Sonuç: Yoğurtlu Salma, sadece lezzetiyle değil, tarihî kökeni ve tatlının şeker oranı gibi detaylarıyla da ilgi çekici bir yemektir. Osmanlı İmparatorluğu’nun zengin mutfak mirası içinde özel bir yere sahiptir. Bu tarihi lezzeti denemek, geçmişten günümüze uzanan bir tat yolculuğuna çıkmak anlamına gelir.