Türk Pizzası Değil Halil Lahmacun

0
155
halil lahmacun

Anadolu yakasının parlayan yıldızı, semt kültürünü yaşatan ender ilçelerden biri Kadıköy’deyiz bu hafta sonu. Amacımız pazar gününü elimizden geldiğince sağlıklı, spor dolu ve huzurlu geçirmek. Tabi bu planladığımız bisiklet turunu bir lezzet durağı ile taçlandırmamıza engel değil.

Deniz havasını da arkamıza alarak yola koyulalım diyoruz. Kahvaltıyı hafif geçiyoruz, evden çıkıyoruz, pedallara tam güç yükleniveriyoruz. Caddebostan sahilinden başlayan bisiklet yolculuğumuz yaklaşık 30 dakika sürüyor. Havaya sıcak demek abartı olur ancak üzerimizdeki rüzgarlıkları çıkarıp 10 dakika da olsa içimizdeki t-shirlertlerle güneşleniyor olmamız an meselesi gibi sanki. İşte öylesine arada deredeyiz, karar veremiyoruz. Hafif yorgunuz ama neşeliyiz. Kısa ama iştah açıcı bisiklet yolculunduğundan sonra herkesin kafasında aynı sorular var, ‘Ne yiyeceğiz?’. ‘Hangi damak çatlatan lezzetlerin peşine düşeceğiz?’. Kadroya bakıyorum herkesin elinde cep telefonları, sosyal hesaplar karıştırılıyor, mekan yorumları araştırılıyor, eş dost akrabalar aranıyor, tavsiyeler, yorumlar ancak kafalar bir türü netleşemiyor. Seçenekler çoğaldıkça kafalar karışıyor, kadro resmen ne istediğini bilmez hale geliyor ve tansiyon yükseliyor.

Kavga, huzursuzluk çıkması an meselesi. Bir anda huzurlu pazar diye başladığımız günümüzde tehlike çanları çalmaya başlıyor. Endişe ve panik havası gittikçe şiddetini arttırıyor!

İçimden bir ses artık şeklimi koyma zamanının geldiğini söylüyor. Böyle güzel bir havada, stesten uzaklaşalım, kafamızı dağıtalım derken yemek-mekan savaşlarının sanki politik bir kriz edasında patlamasına artık dayanamaz hale geliyorum. Ansızın bağrıyorum ‘HALİLLLL !!!’. Çıkan yüksek sesi takiben ortamda birden sessizlik kendini hissettiriyor, dinginlik, sakinlik bir anda hafif bir meltem gibi yaşanan paniği ve kriz ortamını alıp götürüyor.

Pedallara abanıyor ve Kadıköy çarşıya balıklama bir giriş yapıyoruz. Tabelalar teker teker kontrol ediliyor, tatlı sıcak havada iştahımız daha çok kabarıyor.Sonrasında, yolun ortasında bir kalabalık görüyoruz.Aradan saniyeler geçmeden leziz lahmacun kokularını bizi bizden alıyor, sanki narkoz almış hastalar gibi kendimizden geçiveriyoruz. Acaba yer var mıdır paniği baş göstermeden dışarıda boşalan ilk masaya bisikletlerimizi fırlatıyoruz. Artık yerimiz garanti!

Heyecan üst seviyede çünkü menü gayet sade, seçeneğimiz tek. Adı ‘Lahmacun’. 1981 yılında açılan Halil Lahmacun benimle yaşıt. Babadan oğula geçen bir lezzet. Baba Halil Usta’nın mirasını oğlu Fuat Bey yaşatıyor. Mekan oldukça sade, gösterişten uzak. Göze ilk çarpan masalardaki yeşillikler, içerideki taş fırın ve burnu dört koldan kuşatan un kokusu. Un kokusu evet yanlış duymadınız! Aroması kuvvetli oda kokusu gibi küçük mekanın her yerini sarmış, içeri girer girmez kendini hissettiriyor, kan dolaşımınızı hızlandırıyor. Fırına doğru yöneldiğinizde odun ateşi ile çıtırdayan lahmacunların sesi sanki size hoş geldiniz diyor. Kullanılan et az soğanlı ve az yağlı. Taş fırında çıtırdayan hamur ile birleşen bu  lezzet harcı, basit ve gösterişsiz bir yemeğin ne denli leziz olabileceğini kanıtlar dercesine sizi etkiliyor ve açlık hormonlarınıza sanki bir atom bombası bırakıyor.

Masaya gelen yeşllik, içeceğiniz ve lahmacunlarınız. Lahmacunlarınız diyorum, çoğul konuşuyorum çünkü birden fazla yiyeceğinizi biliyorum. Lahmacunlar o kadar hafifk i sanki onlarca yeseniz hiç doymayacak gibisiniz.

Masadan kalktığınızda sağlıklı, lezzetli ve hesaplı bir yemeği yemenin keyfine varıyorsunuz.

Benim için Halil Lahmacun samimiyet, sadelik ve lezzeti temsil ediyor.

Ya sizin için?

Halil Lahmacun
Güneşlibahçe Sok. No:26/A (Çarşı İçi) Kadıköy – İstanbul
Tel: 0216 3370123

Görsele kaynak: harbiyiyorum.com

Turgay Bora

Turgay Bora

Gezmek, görmek ama en güzeli tatmak.
Turgay Bora

Turgay Bora son yazılar (Tümünü görüntüle)

loading...

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER