Yunan Mutfağı
VN:F [1.9.22_1171]
Puan: 5.0/5 (1 vote cast)

Herkes sarmısak ya da soğan kokuyordu

Akdeniz’de yaşayan dedelerimizin dedelerinin dedelerinin nasıl yemek yediğini biliyor musunuz? Bu konu hakkında yazılanlar çok az ne yazık ki…

Seneler önce, özellikle de mitolojinin doğduğu bu ülkede, sempatik insan Yalvaç Ural ve birkaç kişi dışında kimsenin tanrılar, kahramanlar, onların aşkları, tradejileri hakkında bilgisinin olmaması beni büyük hayal kırıklığına uğratmıştı! Allah’tan birkaç bin yıllık gecikmeyle ülkeye (tabii ki şiirsel anlamda her detayı atlayarak, hatalarla dolu ve ancak fast food yiyen gençlerin ve çağdaş yetişkinlerin hazmedebileceği türden) “Truva” filmi geldi. Bu durumda en sonunda geçmişe merak uyandığına göre, ben de Akdeniz’de yaşayan dedelerimizin dedelerinin dedelerinin nasıl yemek yediği konusunda birkaç bilgi vererek konuya katkıda bulunabilirim.

Konu hakkında yazılanlar gerçekten çok az maalesef. O zamanlar bizim yaptığımız gibi mutfakla ilgili tarifleri yazıya dökmeyi kimse düşünmezdi ve birbirleriyle sözlü iletişim kurmayı tercih ediyorlardı… Ayrıca kadınlar daha az okuyordu!

Temel besin maddeleri ekmek, zeytin, zeytinyağı ve şaraptı. Ama bol bol av eti yiyorlardı. Çok fazla pişirmiyor, o zamanlar halklar arasında mal değişiminde kullanılan pek çok baharatla süslüyorlardı. Deniz kıyılarında yaşıyanlar balık ve deniz ürünleri de yiyordu çünkü taşınmalar sırasında eti taze olarak muhafaza edebilmek çok güçtü. Bir de ağaçlarda ve çalılarda buldukları tüm meyveleri yiyor ve bala bayılıyorlardı. Her şeye rağmen otlara ve mantara karşı tedbirli davranıyorlardı çünkü zehirli olanları ile karşılaşmak çok kolaydı. Ayrıca zehiri antipatik bulduklarını öldürmek için kullanıyorlardı. Ama onlar her gün ne yiyorlardı? Kadınlar, çocuklarına ve savaştan ya da işten dönen kocalarına ne hazırlıyordu?

Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetine kadar konuyla ilgili yazılmış çok az bilgi bulunuyor ama kesinlikle söyleyebiliriz ki, büyük ihtimalle herkes sarmısak ya da soğan kokuyordu. Yazarlar ve şairler tarafından bunun altı sürekli çiziliyordu çünkü ilaç olarak da kullanılıyorlardı.

Yunan mutfağı hakkında az da olsa bildiğimiz bir başka konu da anlatılan “mitolojik ziyafetler”di. Bu hikayeler sayesinde gezgin aşçılar olduğunu, bunların Akdeniz’de savaşa giden kahramanların gemileriyle gezip onlara zenginlere pişirilen türden yemekler pişiren, maceraperest halleriyle karışıklıklara karışıklık, dedikodulara dedikodu katan kişiliklere sahip olduklarını biliyoruz.

Eski Yunan kitaplarında yazılan, zenginler için hazırlanan yemekler daha çok dini ritüellerle ilgiliydi. Tanrılar görünmez olsalar da hep davetliydiler. Onların onuruna masanın üzerinde çeşitli hayvanlar öldürülür, sonra taşın üzerinde kızartılırdı. İlk lokma her zaman tükürülür ve ilk koyulan şarap havaya doğru atılırdı… Ziyafetler felsefi kantolara, kahramanlık hikayelerine konu olurdu. Büyük ihtimalle çok sıkıcıydılar çünkü mitolojiden öğrendiğimiz kadarıyla, tanrılar son derece kaprisli, hiddetli, seks düşkünü ve ahlaksızdı. Bu uzun yemeklerden yararlanıp ev sahiplerinin karılarını “eğlendiriyor”lardı (hem de sıkça hamile bırakarak). Zavallı kraliçeler bu yemeklere hiç davet edilmez, sarhoş ve kesinlikle çok kötü kokarak dönen kocalarını evde beklerdi.
Evet, dediğim gibi az yazılı doküman çok hayal gücü… Sonra gelenler daha şanslılar. Senin, benim, onların sayesinde bir sürü yazılı tarife sahip olacaklar.

Tanrıların Savaşı
Malzemesi:

Bir avuç maydanoz, 1 lt. kırmızı şarap, 1 kaşık şarap sirkesi, 300 gr. saf bal.

Hazırlanışı:
Maydanozun yapraklarını ve saplarını şarabın içinde, sirke ve bal ekleyerek ve devamlı karıştırarak 10 dakika kadar kaynatın. Bir şişeye boşaltın ve birkaç gün serin yerde dinlenmeye bırakın… Bir rivayete göre tanrılar heyecandan ve aşktan yorulan kalplerine iyi gelsin diye bu şarabı içerlermiş…

Yunanistan balık sofrası kültürünün beşiğidir
Balık ülkesi diyebiliriz Yunanistan’a. Balık, Yunanistan için temel besindir. Akdeniz ürünlerinden incir, üzüm, portakal ve zeytin bolca yetişen ürünlerdir. Zeytinyağlı yiyeceklerin çok yaygın oluşu, zeytine bolca sahip olduklarındandır.

Mutfaklarında her türlü yiyecek bulunur. İçki de çok içtikleri için yemeklerinde mezeyi bolca kullanırlar. Ayrı bir meze kültürü gelişmiştir denebilir.

Bizdeki gibi etli kuru fasulye, çok sevdikleri bir yemektir. Daha sonra makarna çok yerler. Fırında makarna yaparlar. Bizim yemek türlerimizin çoğuna da sahip çıkmışlardır. Tatlılarımız, etli yemeklerimiz, kebaplarımıza, zeytinyağlı yemeklerimize onlar da sahip çıkarak dünyaya tanıtmaktadırlar. Zeytinyağlı yemekler, Yunan mutfağının temel özelliğidir.

Musakka, güveç, her türlü çorba da yaygın yiyecekler arasındadır. Ekmeği az, fakat yemeği çok yerler.

Peynir ve patates kızartması da sofralarında sürekli olarak yer alır. Yemekten sonra Türk kahvesi içerler.

Salatalarında genellikle radika ve selino adı verilen otlar kullanılır. Öğle yemeğinde yumurta da bulunur. Yeşil soğan, börek, dolma akşam yemeklerinde sıkça yenir. Yemeklerde bol baharat kullanırlar.

Yunan mutfağı sade ve çok lezzetli. Yunanlılar sabah kahvaltısını çok hafif geçiştiriyor. Tiropitas adlı bir tür peynirli gözleme yeniyor. Öğlen yemeği 14.00-16.00 arasında. Akşam yemeği ise 22.00-23.00 arasında yeniliyor.

Suvlaki (şişte kuzu ve domuz eti), mezede (mezeler), tzatziki (cacık), patlıcan salatası, patlıcan musakka, baklava Yunan mutfağının spesiyalitelerinden yalnızca bazıları.

Yunan kahvesi de Türk kahvesi gibi koyu. Uzo ve metaxa ise en tercih edilen içecekler.

Bir restorana gidecekseniz “Estiatorion”ların en pahalı mekanlar olduğunu bilin. Tavernalarda dostlarınız ve ailenizle eğlenebilirsiniz. Psistaria’lar yalnız ızgara et, psarotavernalar ise balık servisi yapıyor.

VN:F [1.9.22_1171]
Puan: 5.0/5 (1 vote cast)
Yunan Mutfağı, 5.0 out of 5 based on 1 rating

Yazılarımızı takip etmek istiyor fakat hergün sitemizi ziyaret edecek vakit bulamıyor musunuz? Haftalık e-posta bültenimize üye olarak yazıları kaçırmadan sitemizi takip edebilirsiniz.