Size bir kötü, bir de iyi haberimiz var. Enfes ürünleriyle Kuledibi’nin şarküteri ihtiyacını karşılayan Galata Şarküteri kapandı; yerine nur topu gibi yepyeni bir şarküteri açıldı: Anjel.

Doğan Apartmanı’nın girişinde, dışarıda esnaf stili bir – iki taburesi bulunan, ufak bir dükkân burası. Sahibi Celine Kaya, hareketli, neşeli, genç bir kadın. Mutfak Sanatları Akademisi’nde katıldığı eğitimin ardından Galata Şarküteri’nin kapanacağını duyunca eski işi olan reklamcılığı bırakıp burayı açmak için kolları sıvamış. Adını Celine Hanım’ın anneannesinden alan mekânın dekorasyonu oldukça sade. En çok dikkat çeken şey ise duvara bereket niyetine asılan, arkası aydınlatmalı, kocaman ferforje ağaç. Ahşap servis tahtaları, dikdörtgen su şişeleri ve anneannelerinizin evinden hatırlayacağınız düz emaye tabaklar ise bir şarküteriden beklenecek şekilde gösterişsiz şıklıkta, rol çalmayan detaylar.

Parmesan, brie, rokfor ve burrata; kontrfile füme, bonfile pastırma, kuru Balkan eti, somon füme, prosciutto ve bresaola, Anjel’de bulabileceğiniz peynir ve etlerden bazıları. Ürünlerin tadına kefiliz, ancak çeşidin biraz sınırlı olduğunu söylemek gerek. Peynirlerle birlikte tattığımız armutlu chutney, mis gibi vanilyalı-lavantalı çilek reçeli ve ağızda dağılan ev yapımı tahinli-tarçınlı granola barlar ise güzel bir kahvaltı için birebir. Klasik şarküteri ürünlerinin yanında nasıl bir mutfak sunacakları konusunda ortağıyla beraber oldukça kafa patlatmış Celine Hanım; biri daha özellikli seçenekler sunmak isterken, diğeri mekânda alışılmış ev tatlarının da olması gerektiğini savunmuş. Sonunda ortaya iki tarafı da memnun eden bir karışım çıkmış. Zeytinyağlılar ve öğlen için pişen etli nohut, karnıyarık-pilav gibi günlük ev yemeklerinin yanı sıra poşe levrek veya tavuklu, pesto soslu, avokadolu sandviç gibi daha özel lezzetler de mevcut. Pişen yemekler o hafta pazarda neyin güzel, neyin taze olduğuna göre değişiyor. Eve yapılan alışverişte olduğu gibi her şey azar azar alınıyor, günlük yapılıyor; bittiğinde bitiyor.

Zeytinyağlıların arasından ballı közlenmiş patlıcan salatasını özellikle tavsiye ediyoruz; böylesini muhtemelen yemediniz. Hem is tadı kıvamında, hem de balın verdiği tatlılıkla uyum içinde. Humusu şöyle koyu kıvamlı, sarımsaklı, limonlu seviyorsanız buradaki İsrail usulü humus sizi hayal kırıklığına uğratabilir, zira tuzluluğu değil tatlılığı baskın ve alıştığımızdan daha akışkan. Gelgelelim, humus niyetine değil de, “ekmeğe sürülüp yenen nefis şey” niyetine tüketilirse, gayet ideal. Anjel’de mercimek köftesi, barbunya, taze fasulye gibi anne mutfağı tatlarını da bulmak mümkün ama esas olarak Celine Hanım’ın bu aralar günde 80-90 tane gittiğini söylediği enginarı, özellikle de enginar dolmasını denemenizi salık veririz. Şansınız varsa, Burgazada’dan gelen ıhlamur yaprağıyla yapılan zeytinyağlı sarmaya da denk gelebilirsiniz; asma yaprağına hoş kokulu bir alternatif. Bir de, çay saatinde uğrarsanız haşhaşlı limonlu kekin tadına bakmadan Anjel’den ayrılmayın, bizden söylemesi.

Kaynak: Time Out

Leave a Reply